Blog

Nefsin Kurduğu Yalan

Aşağı kaydırın
Rafet ÇAĞLAR
Rafet ÇAĞLAR
Yazmak
  • Şehir:
    İstanbul | Ankara
  • Mobil:
    0552 224 55 00

13 Nisan 2026

09:28

Rafet ÇAĞLAR

İnsanın dışarıda sandığı en büyük savaş, çoğu zaman içinde başlamıştır. Çünkü insanı hakikatten uzaklaştıran şey her zaman görünen bir düşman değildir. Bazen en büyük perde, insanın kendi nefsidir. Nefs gerçeğin üstünü örter. Üstelik bunu kaba bir şekilde değil, ince ince yapar. En yakın dostu şeytandır; en büyük silahlarından biri ise yalandır. Fakat bu yalan, sadece dile dökülen bir söz değildir. Bazen bir düşünce olur, bazen bir mazeret, bazen de “bir kereden bir şey olmaz” diye fısıldayan iç ses…

Nefis çok iyi kurgu yapar. Öyle bir kurgu kurar ki aklını örter, mantığını susturur, doğruyu gölgeler. Sana olmaması gerekeni makul gösterir, yapmaman gerekeni gerekliymiş gibi sunar. Üstelik bunu öyle ustaca yapar ki, bazen sana söylenen yalana başkası değil, bizzat sen kendin inanırsın. İşte en tehlikeli yer de burasıdır. Çünkü insan dışarıdan gelen vesveseye karşı bazen tedbir alır ama kendi içinde üretilen bahaneye çoğu zaman savunmasız yakalanır.

İnandığın anda artık sonrası görünmez olur. O anda sadece “şimdi” vardır. Muhakeme geri çekilir, vicdan susturulur, hesap duygusu ertelenir. “Sonra düşünürüm” denir ama nefis zaten en çok o “sonra”yı yok eder. O anın kazancı büyütülür, sonrasının kaybı küçültülür. İnsan, kendi hevesinin merkezine yerleşir; kendinden başkasını düşünmez hâle gelir. Ne Rabbini hatırlar, ne emaneti, ne de kalbinin üstüne çöken ağırlığın nereden geldiğini… O saatten sonra gerçek senaryo ile değil, nefsin yazdığı sahte hikâyeyle hareket edilir.

Kur’an’ın işaret ettiği o derin hakikat burada kendini gösterir: Nefis, Rabbimin merhamet ettiği hariç, kötülüğü emreder. Çünkü nefis sadece yanlış yaptırmaz; yanlışı doğru gibi gösterir. Günahı süsler, hatayı gerekçelendirir, zayıflığı özgürlük diye pazarlar. Şeytan ise tam burada devreye girer. O, insana zorla yaptırmaz; sadece kapıyı süsler. İçeri girmeyi ise nefis ister. Bu yüzden insanın en büyük imtihanı bazen şeytanla değil, şeytana içeriden kapı açan nefsiyle olur.

Ne acıdır ki günün sonunda kurulan bütün bahaneler dağılır. O an geçer, heves diner, perde kalkar. Geriye ne nefsin vaat ettiği büyük kazançlar kalır ne de kurduğu parlak cümleler… Elde kalan çoğu zaman tek bir cümledir: “Şeytana uydum.” Oysa insan bilir ki şeytana uymadan önce, nefsinin kurduğu yalana razı olmuştur. Asıl yenilgi de burada yaşanır. İnsan bazen düşerek değil, düşüşünü haklı görerek kaybeder.

Bu yüzden insanın kendine karşı dürüst olması, dünyadaki en zor ama en gerekli yüzleşmedir. Her istek ihtiyaç değildir. Her mazeret masum değildir. Her iç ses hakikati söylemez. Bazen insanın yapması gereken ilk şey, nefsinin konuştuğu yerde bir adım geri çekilip şu soruyu sormaktır: “Bu gerçekten doğru mu, yoksa hoşuma gittiği için mi doğru sanıyorum?” İşte kurtuluş, bu soruyu samimiyetle sorabilen kalpte başlar.

İnsan, şeytanın fısıltısından önce nefsinin alkışını susturabildiği gün hakikatin sesini duymaya başlar.
Rafet Çağlar

İnsan içinde yayınlandı.Etiketler:
© 2025 Rafet ÇAĞLAR
Email: posta@rafetcaglar.com.tr
Bana yazın

    * I promise the confidentiality of your personal information