Blog

Karar Alan İnsana Yaklaşırken Sınırı Bilmek

Aşağı kaydırın
Rafet ÇAĞLAR
Rafet ÇAĞLAR
Yazmak
  • Şehir:
    İstanbul | Ankara
  • Mobil:
    0552 224 55 00

27 Mart 2026

07:47

Rafet ÇAĞLAR

Bazı kararlar vardır; dışarıdan bakıldığında ani, sert ya da alışılmadık görünür. Oysa insan hayatında alınan önemli kararların çoğu, tek bir güne değil, uzun bir birikime dayanır. İnsan bazen susarak düşünür, bazen içinde tartarak bekler, bazen defalarca vazgeçip yeniden aynı noktaya döner. Bu yüzden bir kişinin aldığı kararı yalnızca sonuç üzerinden değerlendirmek çoğu zaman eksik bir bakıştır.

Özellikle aile bağlarının güçlü olduğu toplumlarda, insanların birbirinin hayatına fazla yaklaşması olağan kabul edilir. Anadolu kültüründe bu durum daha belirgindir. Aile büyükleri, yakın akrabalar, hatta kimi zaman aileye çok yakın olmayan kişiler bile kendilerini söz söyleme hakkına sahip görebilir. Niyet her zaman kötü olmayabilir; fakat iyi niyet, her müdahaleyi meşru hâle getirmez. Tam da bu noktada had bilmek meselesi önem kazanır.

Bir insanı sevmek başka şeydir, onun hayatı üzerinde söz sahibi olmak başka şeydir. Akraba olmak, yaşça büyük olmak, tecrübeli olmak ya da “iyiliğini istemek”, bir kişiye sınırsız eleştiri hakkı vermez. Gerçek yakınlık, gerektiğinde konuşmasını bilmek kadar gerektiğinde susmasını da bilmektir. Çünkü sevgi, karşıdakini kuşatmak değil; ona nefes alabileceği bir alan bırakmaktır.

Özellikle kadınların aldığı kararlar, toplum içinde daha hızlı yargılanabilmektedir. Bir erkeğin kendi tercihi olarak görülen birçok konu, kadın söz konusu olduğunda aile meselesi, namus meselesi ya da çevre değerlendirmesi hâline getirilebilmektedir. Kadının eğitimle, işle, evlilikle, boşanmayla, yaşadığı şehirle ya da hayat tarzıyla ilgili verdiği kararlar çoğu zaman kendi iradesinin bir parçası olarak değil, başkalarının onayından geçmesi gereken bir alan gibi görülmektedir. Bu yaklaşım, kadını birey olarak değil, sürekli açıklama yapmak zorunda olan biri gibi konumlandırır.

Oysa bir kararın doğru ya da yanlış bulunmasından önce, o kararın sahibine ait olduğu unutulmamalıdır. İnsanların hayatı ortak yorum alanı değildir. Her akrabalık bağı, her yakınlık ilişkisi, her büyüklük sıfatı, kişinin özel alanına girme izni vermez. Yerini bilmek, sadece terbiyeli davranmak değildir; karşındaki insanın iradesine saygı göstermektir.

Burada sık yaşanan bir durum vardır. Karar alan kişi, yakınlarından sert bir eleştiri duyduğunda kendini açıklamak zorunda hisseder. Sessiz kalsa saygısız denileceğini düşünür. Cevap verse “büyüğüne karşı geliyor” denmesinden çekinir. Sakin sakin anlatmaya çalıştığında ise karşısındaki kişi çoğu zaman anlamaya değil, kendi söylediğini kabul ettirmeye yönelir. Böylece mesele, fikir alışverişi olmaktan çıkar; bir tarafın açıklama yaptığı, diğer tarafın ise kendi hükmünü koruduğu bir tartışmaya dönüşür.

Mesela bir kadın iş hayatı için başka bir şehre gitmek istediğinde, bazı aile büyükleri önce onun neden böyle bir karar aldığını anlamaya çalışmak yerine, “Bizim zamanımızda böyle şeyler olmazdı” diyerek söze başlayabiliyor. Burada asıl mesele şehir değişikliği değildir; karar alan kişinin yetişkin biri olarak iradesine alan tanınmamasıdır. Kimi zaman evlilik kararı, kimi zaman boşanma, kimi zaman çalışma hayatı, kimi zaman da sadece kişinin kendi yaşam düzenini kurma isteği, başkalarının gözünde sorgulama konusu hâline gelebilmektedir.

Bir başka örnek de şudur: Aile içinde biri bir karar alır, karşı taraf bunu öğüt verme fırsatı olarak değil, kendi otoritesini hatırlatma zemini olarak kullanır. “Ben senden büyüğüm, ben daha çok yaşadım, ben daha iyi bilirim” tavrı devreye girer. Oysa tecrübe, her zaman hüküm verme hakkı doğurmaz. Yaş almak kıymetlidir; fakat yaşanmışlık, başkasının hayatını yönetme yetkisi değildir. Tecrübenin değeri, dayatılmasında değil, uygun bir dille paylaşılmasındadır.

Eleştiri ile rehberlik aynı şey değildir. Eleştiri çoğu zaman karşıdakinin açığını bulmaya yönelir; rehberlik ise karşıdakinin iyiliğini gözetirken onun şahsiyetini korur. Bir insan gerçekten fayda vermek istiyorsa, kullandığı dilde küçümseme, baskı, itham ve alay olmamalıdır. Çünkü sertlik, çoğu zaman söylenen sözün doğruluğunu güçlendirmez; yalnızca karşı tarafın savunmasını artırır.

Burada empati önemli olmakla birlikte, herkesten yüksek bir empati becerisi beklemek de gerçekçi değildir. Herkes aynı derinlikte anlayış sahibi olmayabilir. Fakat empati kuramayan birinin de en azından ölçülü olması gerekir. Bir insan, karşısındakini anlamakta zorlanıyorsa, bunu baskıyla telafi etmemelidir. Anlayamıyorsa daha çok yüklenmek yerine daha dikkatli davranmalıdır. Her bilmediği şeyi yanlış saymak, her onaylamadığı kararı hata kabul etmek sağlıklı bir yaklaşım değildir.

Bazen doğru tavır, eleştirmek değil beklemektir. Bazen ısrar etmek değil geri çekilmektir. Çünkü insan hayatında bazı şeyler nasihatle değil, zamanla anlaşılır. Her karar dışarıdan müdahaleyle düzelmez. Hatta bazı durumlarda fazla müdahale, yanlış olduğu düşünülen karardan daha fazla zarar verir. Bir musibet bin nasihatten etkili olabilir sözü de burada anlam kazanır. İnsan bazen yaşayarak öğrenir. Bu ihtimal, yakın çevrenin her konuda baskı kurmasını haklı çıkarmaz.

Toplumun değerlerini korumak elbette önemlidir. Aile bağları, büyük-küçük saygısı, tecrübenin kıymeti, ortak hayatın dengesi görmezden gelinemez. Ancak bu değerler, bireyin iradesini yok sayacak şekilde kullanılmamalıdır. Değer ile baskı arasındaki çizgi iyi korunmalıdır. Saygı, sadece küçüğün büyüğe gösterdiği bir tavır değildir; büyüğün de küçüğün sınırını gözetmesiyle tamamlanır. Nasihat, hakaret diline dönüştüğünde değer üretmez. Yakınlık, kişiyi boğan bir denetime dönüştüğünde de fayda sağlamaz.

İnsan, büyüdüğü çevreden etkilenir; fakat sadece çevresinin uzantısı olarak yaşamaz. Her bireyin kendi karakteri, kendi eşiği, kendi iradesi vardır. Koyun psikolojisinin dışında durabilmek, topluma düşman olmak anlamına gelmez. Bu, insanın düşünerek karar verebilmesi ve kendi hayatının sorumluluğunu taşıyabilmesi demektir. Elbette kişi topluma tamamen aykırı, yıkıcı ya da sorumsuz bir çizgiye savrulmamalıdır. Fakat sırf çevre alışık değil diye her farklı kararın bastırılması da doğru değildir.

Aile içinde ya da akraba çevresinde en çok ihtiyaç duyulan şey, herkesin aynı fikirde olması değildir. Asıl ihtiyaç duyulan şey, sınırını bilen bir yaklaşımın yerleşmesidir. Bir insan bir kararı beğenmeyebilir, doğru bulmayabilir, riskli görebilir. Bunları söyleme hakkı da olabilir. Fakat bir noktadan sonra kararın sahibine alan bırakmayı bilmelidir. Çünkü hayatı yaşayacak olan, eleştiriyi yapan değil; kararı alan kişidir.

İnsana gerçekten değer veren kişi, her zaman en çok konuşan kişi değildir. Bazen en değerli tavır, hüküm vermeden dinlemek; bazen de anlamadığında ısrar etmemektir. Karşısındakini kırmadan uyarmak mümkündür. Kabul görmediğinde meseleyi uzatmamak da mümkündür. Olgunluk, her konuda son sözü söylemeye çalışmak değil; nerede durulacağını bilmektir.

İnsanların kararlarını değerlendirirken önce şu ölçü hatırlanmalıdır: Yakınlık, müdahale hakkı değildir; tecrübe, tahakküm gerekçesi değildir; sevgi ise sınırı aşma serbestliği hiç değildir. Aileyi ayakta tutan şey sadece nasihat değil, aynı zamanda ölçü, saygı ve yerini bilmektir. Bir insanı korumaya çalışırken onun iradesini ezmek, çoğu zaman iyilik değil, ağır bir haksızlık olur.

Belki de insanın önce kendine şu soruları sorması gerekir: Her müdahil olduğum konuda gerçekten iyilik mi gözetiyorum, yoksa kendi doğrumu kabul ettirmeye mi çalışıyorum? Söylediklerim karşımdakine yol mu açıyor, yoksa onu daha da sıkıştırıyor mu? Bir karara itiraz ederken sınırımı biliyor muyum, yoksa yakınlığımı söz hakkı sanarak haddimi aşıyor muyum? Çünkü bazen mesele, bir kararın doğru ya da yanlış olması değildir; o karara yaklaşırken gösterdiğimiz tavrın ne kadar adil, ne kadar ölçülü ve ne kadar insani olduğudur. İnsan, başkasının hayatına dair söz söylerken sadece ne söylediğini değil, hangi hakla söylediğini de tartmalıdır.

İnsan, Toplum içinde yayınlandı.Etiketler:
© 2025 Rafet ÇAĞLAR
Email: posta@rafetcaglar.com.tr
Bana yazın

    * I promise the confidentiality of your personal information